Gece Evi Serisi Buluşma Noktası

Kitap Özetleri, Çeviriler, Yazarlar Hakkında Bilgiler..Gece Evi Serisi Fanıysanız İşte Burası Sizin Yeriniz.
 
AnasayfaAnasayfa  KapıKapı  TakvimTakvim  SSSSSS  AramaArama  Üye ListesiÜye Listesi  Kullanıcı GruplarıKullanıcı Grupları  Kayıt OlKayıt Ol  Giriş yapGiriş yap  

Paylaş | 
 

 İşaret 18. BöLüm

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
YazarMesaj
Aphrodite*



Mesaj Sayısı : 61
Kayıt tarihi : 04/11/10
Yaş : 21
Nerden : St. Viladimir Akademisinden

MesajKonu: İşaret 18. BöLüm   Cuma Kas. 05, 2010 10:09 am

Bölüm 18

”Sen iyi misin?”
”Evet iyiyim.Çok iyi.Kesinlikle,”diye yalan söyledim.
”Hiç iyi görünmüyorsun,”dedi Erik.”Otursam rahatsız olur musun?”
”Hayır, keyfine bak,”dedim kayıtsız bir sesle.Burnumun kıpkırmızı olduğunun farkındaydım.Erik çıkageldiğinde, kelimenin tam anlamıyl sümüklerim akıyordu ve içimden bir ses, Heath’le yaşadığım kabusun en azından bir kısmına şahit olduğunu söylüyordu.Bu gece gittikçe daha beter bir hal alıyordu.Ona şöyle bir baktım ve içimden, Ne olduysa oldu, diye geçirdim.Kaldığım yerden devam edeyim bari.”Belki anlamamışsındır ama dün koridorda seni Afrodit’le gören bendim.”
Tereddüt bile etmeden ”Biliyorum,”dedi.”Keşke görmeseydin.Hakkımda yanlış bir fikre kapılmanı istemem.”
”Yanlış derken?”
”Afrodit’le aramızda gerçekte yaşanandan fazlsını olduğunu sanmanı…”
”Beni hiç ilgilendirmez,”dedim.
Omuz silkti.”Ben sadece onunla artık çıkmadığımızı bilmeni isterim.”
Neredeyse, Afrodit’in bu durumun farkında olmadığını söyleyecektim ki aklıma Haeth’le biraz önce yaşadıklarımız geldi.Ve biraz şaşkınlık içinde belki de Erik’i çok katı yargılamamam gerektiğini düşündüm.
”Pekala.İkiniz çıkmıyorsunuz,”dedim.
Bir süre sesini çıkarmadan oturdu.Sonra neredeyse öfkeli bir sesle,”Afrodit sana şaraptaki kandan bahsetmedi,”dedi.
Aslında bunu soru sorar gibi söylememişti ama ben yine de cevapladım.
”Hayır.”
Başını salladı.Çene kaslarının gerildiğini görebiliyordum.”Bana söyleyeceğim demişti.Sana üstünü değiştirirken anlatacaktı.Böylece hoşuna gitmezse şarap kısmını es geçebilecektin.”
”Yalan söylemiş.”
”Sürpriz değil.”
”Öyle mi dersin?”İçimde büyük bir öfke dalgasının kabardığını hissediyordum.
”Olayın taman hataydı.Karanlık Kızlar ritüeline gitmem için baskı yapıldı.Orada hileyle kan içmek zorunda bırakıldım.Sonra eski erkek arkadaşımla karşılaştım -ki kendisi yüzde yüz insandır-ve lanet olası hiç kimse bana küçücük bir kan damlasının bile beni…bir canavara dönüştüreceğini anlatma zahmetine girmedi.”Dudağımı ısırdım.Öfkeme sımsıkı tutunmaya kararlıydım yoksa her an ağlayabilirdim.Ayrıca Elizabeth’in hayaletini gördüğümü sanmamla iligili hiçbir şey söylemeyecektim.Bir gecede bu kadar çok garipliği itiraf etmek biraz fazla olurdu.
Sakin bir sesle,”Kimse böyle olacağını anlatmadı çünkü altıncı sınıf olana kadar böyle bir etki yaşaman beklenmiyordu,”dedi.
”Ha?”Yeniden, düşüncelerini insanı sersemletecek kadar güzel ifade edebilen halime dönmüştüm.
”Kan şehveti genelde altıncı sınıfa, yani Değişim’in bütün aşamalarını tamaladığın zamana kadar başlamaz.Arada sırada bu durumla beşinci sınıfta karşılaşan birilerinin olduğunu duyarız ama bu da sık olan bir şey değildir.”
”Dur bir dakika.Sen ne diyorsun?” Sanki beynimin içinde arılar uçuşuyordu.
”Beşinci sınıfta kan şehveti ve yetişkin vampirlerin maruz kaldıkları durumlarla ilgili dersler verilmeye başlanır.Son senende ise okul uzmanlaşmak istediğin konuya yoğunlaşır.”
”Ama ben daha üçüncü sınıftayım.Ona da yeni başladım ya zaten…İşaretleneli sadece birkaç gün oldu.”
”İşaretin gibi sen de farklısın,”dedi.
”Ama ben farklı olmak istemiyorum ki!” Bağırdığımı fark edince sesimi kontrol altına aldım.”Bu işi diğer herkes gibi yaşamak istiyorum.”
”Artık çok geç Z,”dedi.
”Şimdi ne olacak?”
”Bana sorarsan eğitmeninle konuş derim.Neferet’ti değil mi?”
”Evet,”dedim üzgün bir sesle.
”Hey, neşelen biraz.Neferet harika biridir.Artık pek fazla çaylak üstlenmiyor.Sana gerçekten inanıyor olmalı.”
”Biliyorum, biliyorum.Ben sadece kendimi…”Bu gece olanları Neferet’le paylaşmak konusunda ne hissediyordum?Utanıyordum.Yeniden on iki yaşıma dönmüş gibiydim.Beden eğitimi öğretmenine adetimin başladığını ve şortumu değiştirmek için soyunma odasına dönmem gerektiğini söylemeye çalışır gibi.Yan gözle Erik’e baktım.Orada bütün kusursuzluğu ve yakışıklılığıyla oturuyor, pür dikkat beni dinliyordu.Lanet olsun.On bunu söyleyemezdim.Bu yüzden ”Aptal gibi hissediyorum,”dedim.Tam olarak yalan sayılmazdı ama duygularım utanç ve aptallıkla sınırlı değildi: Korkuyordum da.Ortama uyum sağlamamı imkansız hale getiren bu şeyi istemiyordum.
”Kendini aptal gibi hissetme.Biz ve diğerlerinden çok daha öndesin.”
”Yani…”Kısa bir tereddütten sonra derin bir nefes alıp cümlemi tamamladım.”Bu gece, o kadehin içindeki kanın tadı hoşuna gitti mi?”
”Bu konuda şunu söyleyebilirim: Benim ilk Karanlık Kızlar Dolunay Ritüelim üçüncü sınıfın sonuna rastlamıştı.O geceki ”buzdolabı”dışında oradaki tek üçüncü sınıf bendim.Senin bu geceki durumun gibi.”Hafifçe güldü.”Beni davet etmelerinin tek nedeni Shakespeare monolog yarışmasına finale kalmam ve ertesi gün yarışma için Londra’ya uçacak olmamdı.”Bana bakarken biraz mahçup görünüyordu.”Gece Evi’nden hiç kimse Londra’ya gitmemişti.Büyük bir olaydı.”Başını salladı.”Aslında ben kendimin büyük bir olay olduğumu sanıyordum.Karanlık Kızlar beni davet etti.Ben de gittim.Kan meselesini biliyordum.Hatta bana geri çevirme fırsatını da sundular.Ama geri çevirmedim.”
”Peki hoşuna gitti mi?”
Bu defa gerçekten güldü.”Midem bulandı ve içimde ne var ne yok çıkardım.O güne kadar tattığım en iğrenç şeydi.”
İnledim.Başımı öne eğip yüzümü ellerimin arasına aldım.”Hiç yardımcı olmuyorsun.”
”Sana iyi geldiği için mi?”
”İyiden de öte,”dedim.Kıpırdamamıştım.”Sen o şarabın tattığın en iğrenç şey olduğunu söylüyorsun, değil mi?Bense tattığım en lezzetli şey olduğunu düşündüm.Yani şeye kadar…”Söylemek üzere olduğum şeyi fark edince durdum.
”Taze kanın tadını alana kadar mı?”
Korkarak ve çekinerek başımı salladım.
Ellerimi tuttu.Yüzüm açığa çıkmıştı.Sonra elini çenemin ltına koyup beni ona bakmaya zorladı.
”Utanmana gerek yok.Bu çok normal.”
”Kanın tadını sevmek normal olamaz.En azından benim için.”
”Evet, normal.Bütün vampirler kan şehvetini kabullenmek zorunda.”
”Ben vampir değilim!”
”Belki henüz değilsin.Ama kesinlikle sırdan bir çaylak da değilsin ki bunda herhangi bir sorun yok.Sen özelsin, Zoey.Ve özel olan insanı şaşırtabilir.”
”elini yavaşça çekti ve daha önce yaptığı gibi, parmağının ucuyla alnıma dokunarak, içi boyalı İşaretimin üstünde beş köşeli bir yıldız çizdi.Parmağını tenimde hissetmek çok hoşuma gitmişti:Sıcak ve biraz sert.Ayrıca, onun yanındayken Heath’ın bende uyandırdığı o tuhaf ötesi duygulara kapılmadığım için de mutluydum.Yani demek istediğim, Erik’in nabzını duymuyor ya da boynunda atan damarını görmüyordum.Dahası beni öpmesine hiçbir itirazım olmazdı.
Lanet olsun!Yoksa sürtük bir vampire mi dönüşüyordum?Sırada ne vardı?Hiçbir türün erkeği (belki de buna Damien de dahildi) benim yanımda güvende olmayacak mı?Belki de bana neler olduğunu iyice anlayana ve kendimi kontrol edebileceğimden emin olana kadar erkeklerden uzak durmalıydım.
Sonra birden herkesten uzak durmaya çalıştığımı; zaten burada olmamın birinci nedeninin de bu olduğunu hatırladım.
”Senin burada ne işin var, Erik?”
”Seni takip ettim.”
”Neden?”
”Afrodit’in çevirdiği numarayı hissettim ve bir dosta ihtiyaç duyabileceğini düşündüm.Stevie Rae’yle aynı odayı paylaşıyordunuz, değil mi?”
Başımı salladım.
”Önce onu bulup senin yanına göndermeyi düşündüm ama bunu…Eliyle hobi binasını işaret etti.”…bilmesini isteyip istemeyeceğinden emin olamadım.”
”Hayır! Bilmesini istemiyorum!” O kadar hızlı konuşmuştum ki kelimeler birbirine geçmişti.
”Ben de öyle tahmin ettim.Bu yüzden benimle idare etmek zorundasın.” Gülümsedi.Biraz tedirgin bir hali var gibiydi.”Heath’le konuştuklarınızı dinlemek gibi bir niyetim yoktu.Bunun için özür dilerim.”
Bütün dikkatimi Nala’yı okşamaya vermiştim.Demek Heath’in beni öptüğünü görmüş, kan olayının tamamını izlemişti.Tanrım, ne utanç verici bir durumdu.Sonra, birden aklıma düşen bir düşünceyle başımı kaldırdım.İronik bir gülümsemeyle ”Sanırım ödeştik,”dedim.”Ben de Afrodit’le seni dinlemek istememiştim.”
O da gülümsedi.”Ödeştik.Bak bu hoşuma gitti.”
Gülümsemesi mideme tuhaf bir şeyler yapmıştı.”Gerçekten de aşağı uçup Kayla’nın kanını emmek gibi bir niyetim yoktu,”demeyi başardım.
Güldü.(Gerçekten müthiş bir gülüştü!)”biliyorum.Vampirler uçamaz.”
”Yine de onu korkutmayı başardım,”dedim.
”Gördüğüm kadarıyla hak etmişti.”Bir an durduktan sonra ekledi: ”Sana bir şey sorabilir miyim?Biraz özel bir soru ama…”
”Hey, az önce bir kadehten kan içtiğimi ve bundan keyif aldığımı, sonra kustuğumu ve bir köpek yavrusu gibi adamın tekinin kanını yaladığını gördün.Ve tabi gözlerim çıkana kadar salya sümük ağladımı…Ben de seni oral seksi geri çevirirken gördüm.Sanırım biraz özel bir sorunun altından kalkabilirim.”
”Gerçekten transa geçmiş miydi?Öyle görünüyordu da…”
Huysuzca kıpırdandım.Nala bu durumdan hoşlanmamıştı.Onu yeniden okşamam için mırladı.
”Nasılsa öyle görünüyordu,”demeyi başardım.”Trans mıydı, değil miydi bilemem.Onu etkim altına almak ya da öyle korkunç bir şey yapmak gibi bir niyetim de yoktu ama değişti işte…Bilmiyorum ki.İçki ve esrarlı sigara içmiş.Belki de sadece kafası iyiydi.”Heath’in hafızama ağır bir sis perdesi gibi inen sesini yeniden duydum: ”Evet…İstediğin her neyse…Her ne istiyorsan, yapmaya hazırım.”Ve yoğun bakışını görür gibi oldum.Lanet olsun ki Spordan Başka Bir Şey Düşünmeyen Heath’ın böyle bir yoğunluk yakalayabileceğini ( en azından futbol sahası dışında) tahmin bile edemezdim.bu kelimeyi telaffuz dahi edemeyeceğini biliyordum.(”Yoğunluk”tan bahsediyorum; ”futbol”dan değil.)
”Başından beri böyle miydi, yoksa…Imm…senin şeyinden sonra mı başladı?”
”Hep böyle değildi.Neden sordun?”
”bu durumda tuhaf davranmasıyla ilgili iki saptamada bulunabiliriz.Bir, sadece kafası iyiyse, başından beri öyle davranırdı.İki, tuhaf hareketler yapmasının nedeni senin gerçekten çok hoş olman olabilir.Bu, bir adamın senin yakınındayken transa geçmesi için yeterli neden bence.”
Söyledikleri midemdeki tuhaflığın yeniden başlamasına neden olmuştu.Daha önce hiçbir erkek bana böyle şeyler hissettirmemişti.Ne Spordan Başka Bir Şey Düşünmeyen Heath, ne Miskin Jordan ne de Aptal Orkestra Çocuğu Jonathan (Çıkma tarihim çok eskilere dayanmasa da, bir hayli renklidir).
Tam bir moron gibi ”Öyle mi?”dedim.
Erik hiç de moronca sayılmayacak bir gülümsemeyle ”Öyle,”dedi.
Bu çocuk benden nasıl hoşlanabilirdi ki?Ben kan içici ahmağın tekiydim.
”Ama bence neden bu da olamaz çünkü öyle olsa, daha sen onu öpmeden ne kadar seksi göründüğünü fark ederdi.Söylediklerine bakılırsa, kan devreye girene kadar transa geçmiş gibi bir hali yokmuş.”
(Transa geçmek…Hı-hı…Gerçekten de transa geçmek demişti).Böylesi bir kelimeyi kullandığı için sırıtmakla o kadar meşguldüm ki cevap vermeden önce bir süre düşünmem gerekti.”Aslına bakarsan, her şey kanının sesini duymamla başladı.”
”Bir daha söyle…”
Ah lanet olası!Böyle demek istememiştim.Gırtlağımı temizledim.”Heath, ben kanının damarlarında pompalanmasını duyduktan sonra değişmeye başladı.”
”O sesi sadece yetişkin vampirler duyabilir.”Durdu ve gülümseyerek, ”Ayrıca Heath adı eşcinsel bir pembe dizi yıldızını çağrıştırıyor,”diye ekledi.
”Sayılır.Kırık Ok’un yıldız oyun kurucusudur.”
Erik başını salladı.Söylediklerim onu eğlendirmişe benziyordu.
”Ah, bu arada…Seçtiğin adı beğendim.Night çok havalı bir isim.”Konuşmaya hakim olmaya ve biraz da olsa içgörülü bir şeyler söylemeye çalışıyordum.
Gülümsemesi bütün yüzüne yayıldı.”Değiştirmedim ki.Ben erik Night olarak doğdum.”
”Ah, anladım.Yine de sevdim.”Neden birisi beni orada vurmuyordu?
”Teşekkürler.”
Saatine baktı.Neredeyse altı buçuk oluyordu.
Bunun ikimizin de kendi yollarımıza gitmemiz konusunda bir ima olduğunu idrak ederek toparlanmaya ve ayaklanırken elimden düşürmemek için Nala’yı daha sıkı tutmaya başladım.Erik elini dirseğime koyup kalkmama yardım etti.Sonra Nala’nın kuyruğu tişörtüne değecek kadar yakınımızda durdu.
”Bir şeyler yemek ister misin diye sormak isterdim ama şu anda yemek servisi yapılan tek yer hobi binası ve oraya dönmek isteyeceğini sanmıyorum.”
”Hayır, kesinlikle istemem.Ayrıca aç da değilim zaten.”daha kelimeler ağzımdan çıkar çıkmaz kocaman bir yalan söylediğimi fark ettim.Yemek kelimesi bile midemi guruldatmaya yetmişti.
”Sana yatakhanene kadar eşlik etmemin bir sakıncası var mı?”
Heyecanımı çaktırmamaya çalışarak ”Hayır,”dedim.
Beni Erik’le görürlerse, Stevie Rae, Damien ve İkizler kalpten giderlerdi.
Yürümeye başlayınca ikimiz de sustuk ama bu tuhaf ya da rahatsız edici bir suskunluk değildi.Aslında hoş bile sayılırdı.Arada sırada kollarımız birbirine sürtüyordu.Bense Erik’in ne kadar uzun boylu ve şirin olduğunu ve elimi tutmasının ne kadar hoş olacağını düşünüyordum.
Bir süre sonra ”Ah,”dedi.”az önceki sorunu tam olaral yanıtlamadım.Karanlık Kızlar’ın bir ritüelinde kanın tadını ilk aldığımda nefret etmiştim.Ama daha sonra her defasında biraz daha iyi geldi.Müthiş bulduğumu söyleyemem ama bir şekilde benimsedim.Ayrıca uyandırdığı hissi kesinlikle seviyorum.”
Ona baktım.”Biraz sersemlik ve dizlerinin bağının çözülmesi gibi mi?Yani aslında sarhoş değilsin ama sarhoşmuşsun gibi hissediyorsun.”
”Evet.Bir vampirin sarhoş olmasının imkansız olmadığını biliyor muydun?” Başımı salladım.”Değişim’in metabolizmamızda yarattığı etkiden olsa gerek.Çaylakların bile kafayı bulması çok zor.”
”Yani vampirler kafayı kan içerek mi buluyor?”
Omuz silkti.”Sanırım.Her neyse.Çaylakların insan kanı içmesi yasaktır.”
”Afrodit’in çevirdiği işler konusunda profesörlere bir şeyler çıtlatan olmadı mı?”
”O insan kanı içmiyor ki…”
”Ah, Erik, ben de oradaydım.Şarabın içinde kan vardı; Elliot2un kanı.”Ürperdim.”Çok iğrenç bir seçim olduğunu söylemem gerek.”
”Ama o insan değil ki,”dedi Erik.
”Bekle.İnsan kanı içmek yasak…” (Ah, lanet olsun daha az önce bu kuralı çiğnemiştim).”Ama başka bir çaylağın kanını içmek sorun olmuyor, öyle mi?”
”Çaylağın rıza göstermesi şartıyla.”
”Hiç mantıklı değil.”
”Gayet mantıklı.Vücutlarımız Değişirken kan şehvetinin gelişmesi çok normal.Fakat bir çıkış yoluna ihtiyacımız var.Çaylaklar çok kolay iyileştikleri için kimse bir zarar görmüyor.Ayrıca, vampirin canlı bir insandan kan emmesi sırasında oluşabilen yan etkiler de yaşanmıyor.”
Söyledikleri beynimin içinde, Wet Seal mağazalarından yayılan o sinir bozucu, bangır bangır müzikler gibi yankılanıyordu.Aklıma gelen ilk şeyi dile getirdim: ”canlı insan mı? Lütfen bana bir cesetten kan emmek gibi bir şeyin olmadığını söyle!”
”Daha önce hiç böyle bir şey duymadım.”
”Pek çok insan duymamıştır.Bu konuyu beşinci sınıfa gelince öğreneceksin.”
Az önce söylediklerinin başka bir kısmı aklıma takılmıştı.”Yan etki derken neyi kastettin?”
”Vampir Sosyolojisi 312′de bu konuyu işlemeye başladık.Anladığım kadarıyla, yetişkin bir vampir, canlı bir insandan kan emerken arada güçlü bir bağ oluşabiliyormuş.Söz konusu yan etkiye her zaman vampir maruz kalacak diye bir şey yok.Fakat insanlar kolayca aşık olabiliyorlar.Onlar için gerçekten tehlikeli.Bir düşünsene.Kan kaybı başlı başına nahoş bir şey zaten.Buna bizlerin, insanlardan onlarca hatta zaman zaman asırlarca uzun süre yaşadığımız eklenince…Olaya bir insanın açısından baktığın zaman, sen yaşlanıp kırış kırış olurken ve nihayet ölürken hiç yaşlanmıyor gibi görünen birine aşık olmak gerçekten berbat bir şey olsa gerek.”
Bir kez daha Heath’ın bana büyülenmiş gibi bakışını hatırladım.Ve ne kadar zor görünürse görünsün, her şeyi Neferet’e anlatmam gerektiğine karar verdim.
”Evet, berbat bir şey olduğundan eminim,”dedim.
”İşte geldik.”
Kızlar yatakhanesinin önünde durduğumuzu fark edince şaşırdım.Başımı çevirip Erik’e baktım.
”Beni izlediğin için teşekkürler,”derken yüzümde muzip bir gülümseme vardı.
”Hey…Ne zaman sen istemeden işine maydanoz olacak birine ihtiyaç duyarsan, emrindeyim.”
”Bunu unutmamaya çalışırım,”dedim.”Teşekkürler.”Nala’yı kalçama yaslayıp kapıyı açmak için uzandım.
”Hey Z,”diye seslendi.
Arkama döndüm.
”Elbiseyi Afrodit’e verme.Bu akşam seni çembere davet ederek resmen Karanlık Kızlar’a katılmanı teklif etmiş oldu.Eğitimdeki Yüksek Rahibe’nin yeni üyeye ilk gecesinde bir hediye sunması gelenektendir.Katılmak isteyeceğini tahmin etmiyorum ama yine de elbise sende kalabilir.Hele bu elbisenin sana ondan çok daha fazla yakıştığını düşünürsek…”Uzanıp elimi tuttu ( kedisiz elimi) ve bileğimin iç tarafı yukarı bakacak şekilde çevirdi.Sonra parmağıyla yüzeye yakın görünen bir damarı okşadı.Nabzım bir anda hızlanmıştı.
”Ayrıca, bir yudum kan daha denemek istersen, emrinde olacağımı sakın aklından çıkarma.”
Eğildi ve gözlerimin içine bakmaya devam ederek bileğimde nabzımın attığı noktayı hafifçe ısırdıktan sonra öptü.Midemdeki kelebekler daha hızlı kanat çırpmaya başladı.Bacalarımın arasının karıncalandığını, nefes alıp verişimin hızlandığını hissedebiliyordum.Dudaklarını bileğimden ayırmadan gözlerime bakıyordu.Bütün vücudumu bir arzu dalgası sarmıştı.Beni titretebileceğinden emindim.Erik dilini bileğimin üstünde dolaştırırken içim ürperiyordu.Sonra gülümsedi ve şafağın habercisi alacakaranlıkta gözden kayboldu.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://vampirakademisi.forumdizini.net/
 
İşaret 18. BöLüm
Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
Gece Evi Serisi Buluşma Noktası :: Kitaplar :: İşaret-
Buraya geçin: