Gece Evi Serisi Buluşma Noktası

Kitap Özetleri, Çeviriler, Yazarlar Hakkında Bilgiler..Gece Evi Serisi Fanıysanız İşte Burası Sizin Yeriniz.
 
AnasayfaAnasayfa  KapıKapı  TakvimTakvim  SSSSSS  AramaArama  Üye ListesiÜye Listesi  Kullanıcı GruplarıKullanıcı Grupları  Kayıt OlKayıt Ol  Giriş yapGiriş yap  

Paylaş | 
 

 İşaret 29. BöLüm

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
YazarMesaj
Aphrodite*

avatar

Mesaj Sayısı : 61
Kayıt tarihi : 04/11/10
Yaş : 22
Nerden : St. Viladimir Akademisinden

MesajKonu: İşaret 29. BöLüm   Cuma Kas. 05, 2010 9:59 am

İşaret Kitabı 29. Bölüm

Bölüm 29

Neferet gölgelerin arasından çıktı ve kameriyenin merdivenlerini tırmandı. Hızla Erik ve Heath’in yanına geldi. Önce Erik’in yüzüne dokundu ve hayaletleri Heath’ten uzaklaştırmaya çalışırken kollarında açılan yaralara baktı. Ellerini yaraların üstünde gezdirirken kanların kuruduğunu görebiliyordum. Erik, acısı dinmiş gibi rahat bir nefes aldı.
“İyileşecekler. Okula dönünce revire gel de yaralarının acısını iyice hafifletecek bir çözelti vereyim.” Neferet yanağını okşayınca Erik’in yüzü hafifçe pembeleşmişti. “O çocuğu korurken bir vampir savaşçısının sahip olması gereken cesareti başarıyla sergiledin. Tanrıça gibi ben de seninle gurur duyuyorum, Erik Night.”
Neferet’in onayı beni de keyiflendirmişti. Çünkü ben de Erik’le gurur duyuyordum. Sonra bizi saran mırıltıların gittikçe arttığını fark edip çevreme bakındım. Görünüşe bakılırsa Karanlık Kızlar ve Çocuklar geri dönmüş, kameriyenin çevresinde toplanıyorlardı. Ne zamandır izliyorlardı acaba? Neferet dikkatini Heath’e yöneltince, başka her şeyi unuttum. Heath’in yırtık kot pantolonunu kaldırıp bacaklarındaki yaraları inceledi. Sonra kollarına baktı. Solgun yüzünü ellerinin arasına alıp gözlerini yumdu. Heath’in vücudunun gerildiğini kıvrandığını görebiliyordum. Sonra o da iç geçirdi; tıpkı Erik gibi, Heath’de rahatlamıştı. Ve hemen sonra sessizce ölümle savaşır gibi değil, huzur içinde uyur gibi gevşedi. Neferet, yerde dizlerinin üstündeydi. “İyileşecek. Bu geceye dair hatırlayacağı tek şey çok içki içtiği ve eski kız arkadaşını aramaya giderken yolunu kaybettiği olacak.”Bu son cümleyi bana bakarak söylemişti. Gözlerinde anlayış vardı.
“Teşekkürler.” Diye fısıldadım.
Neferet bana başıyla küçük bir selam verdikten sonra Afrodit’e döndü.
“Bu gece burada olanlar için senin kadar ben de sorumluyum. Bencilliğinin uzun senelerdir farkındayım ama görmezden gelmeyi tercih ettim. Çünkü yaşının ve Tanrıçanın dokunuşunun seni değiştireceğini umuyordum. Ama yanılmışım.” Neferet’in sesinde açık ve güçlü bir kontrol vardı. “Afrodit, seni Karanlık Kızlar’ın ve Çocuklar’ın liderliğinden resmen azlediyorum. Bundan böyle Yüksek Rahibe’lik için eğitim almayacaksın. Artık sıradan bir çaylaktan en ufak bir farkın olmayacak.” Seri bir hareketle uzanıp Afrodit’in boynundan göğüslerinin arasına doğru inen kolyeyi tutup kopardı.
Afrodit’ten en ufak bir ses çıkmıyordu ama yüzü kireç rengiydi. Neferet’e gözünü kırpmadan bakıyordu.
Yüksek Rahibe ondan uzaklaşıp benim yanıma geldi. “Zoey Kızılkuş, senin özel olduğunu Nyx’in işaretleneceğini önceden öğrenmeme olanak sağladığı günden beri biliyordum.” Gülümseyerek çenemi tuttu ve İşaretimdeki değişikliği yakından görmek ister gibi başını kaldırdı. Saçımı arkaya atıp omzumda ve boynumda ki dövmeyi de açığa çıkardı. Karanlık Kızlar’ın ve Çocuklar’ın sıra dışı dövmeme bakarken iç geçirdiklerini duyabiliyordum. “Olağanüstü, gerçekten olağanüstü.” Elini indirdi. “Bu akşam, Tanrıça’nın sana özel güçler bahşederek ne kadar bilgece bir seçim yaptığını göstermiş oldun. Sadece Tanrıça’nın bahşettiği güçlerinle değil, şefkatin ve bilgeliğinle de Karanlık Kızlar ve Çocuklar’ın lideri olmayı ve geleceğin Yüksek Rahibesi olarak eğitim alamaya hak kazandın.” Afrodit’in kolyesini elime koydu. Kolye, ağır ve ılıktı. “Bunu, senden önceki sahibinden daha iyi taşımanı dilerim.” Sonra gerçekten müthiş bir jest yaptı. Nyx’in Yüksek Rahibesi Neferet yumruğunu kalbinin üstüne yerleştirip başını hafifçe eğerek, vampirlere özgü saygı ifadesiyle beni selamladı. Afrodit dışında çevremizdeki herkes onu taklit etti. Dört arkadaşım bana gülümseyerek bakarken ve tıpkı Karanlık Kızlar ve Erkekler gibi beni selamlarken gözlerim yaşarmıştı.
Fakat böylesi bir mutluluk anında içsel karmaşamın gölgesini hissediyordum. Nasıl olup da Neferet’e bir şeyler söylemek konusunda tereddüt edebilmiştim?
“Şimdi okula dön. Burada yapılması gerekenleri ben hallederim. “ dedi. Beni sımsıkı kucakladı ve kulağıma “Seninle gurur duyuyorum, Zoey Kızılkuş.” Diye fısıldadı. Sonra beni arkadaşlarıma doğru itti. “Karanlık Kızlar ve Çocuklar’ın yeni liderini selamlayın.”
Tezahürat, Damien, Stevie Rae, Shaunee ve Erin’le başladı. Sonra diğerleri de geldi. Kameriye bir anda coşku dolu sevgi gösterileriyle, tebriklerle çınlamaya başlamıştı. Gülümseyerek yeni arkadaşlarımı selamladım ama aptal da değildim. Daha birkaç dakika öncesine kadar Afrodit’in ağzından çıkan her kelimeye itaat ettiklerini unutmayacaktım.
Bazı şeyleri değiştirmek bir hayli zaman alacaktı.
Köprüyü geçerken, gruptakilere okula dönüş yolunda sessiz olmamız gerektiğini hatırlattım ve onları önüme katarak yürümeye başladım. Stevie Rae, Damien ve İkizler de grubun peşine düşünce “Hayır, siz benimle yürüyeceksiniz.” diye fısıldadım.
Yüzlerinde onlara çocuksu bir hava veren aptalca birer gülümseme parlıyordu. Stevie Rae’ye “Buzdolabı olmak için gönüllü olmamalıydın.” Dedim. “Bundan ne kadar korktuğunu biliyorum.” Azarım, Stevie Rae’nin gülüşünü soldurmuştu.
“Ama gönüllü olmasaydım ritüelin nerede olacağını asla öğrenemezdik Zoey.” Dedi. “Bu sayede Damien’e SMS gönderebildim. O ve İkizler bu sayede gelebildi. Bize ihtiyacın olacağını biliyorduk.”
Elimi kaldırınca sustu ama ağlayacak gibi duruyordu. Kibarca gülümsedim. “Sözümü bitirmeme izin vermedin ki… Gönüllü olmamalıydın ama olduğuna memnun oldum diyecektim.” Ona sımsıkı sarıldım ve gözyaşları arasında diğer üç arkadaşıma gülümsedim. “Teşekkürler. Burada olduğunuz için çok ama çok mutluyum.”
“Hey Z, dostlar bunun içindir.” Dedi Damien.
“Evvet.” Dedi Shaunee.
“Kesinlikle.” Dedi Erin.
Sonra hep birlikte bana sarıldılar ki buna gerçekten bayıldım.
“Hey, beni de aranıza alır mısınız ?”
Başımı kaldırınca Erik’in yanımızda olduğunu gördüm.
Damien neşeyle “Kesinlikle alırız.” Dedi.
Stevie Rae kıkırdarken Shaunee “Vazgeç artık, Damien.” Dedi. “Yanlış takım olayı anlarsın ya?”
Sonra Erin beni grubun dışına, Erik’e doğru iteledi. “Çocuğa sarılsan iyi edersin. Bu akşam erkek arkadaşının hayatını kurtardı.”
“Eski erkek arkadaşım.” Diye düzelttim. Erik’e sarıldım. Erkeksi ve ılık kokusu kadar onun da bana sarılıyor olması da başımı döndürmüştü. Bu da yetmezmiş gibi, beni öyle bir öptü ki, bayılacağımı sandım.
Shaunee’nin “Yapmayın yahu.” Dediğini güçbelâ duyabildim.
Erin “Kendinize bir oda bulun.” Dedi.
Ben yarı-bilinçsiz halde Erik’in kollarında sıyrılırken Damien kıkırdıyordu.
“Açlıktan ölüyorum.” Dedi Stevie Rae. “Bu buzdolabı olayı insanı feci acıktırıyor.”
“Haydi, sana yiyecek bir şeyler bulalım.” Dedim.
Arkadaşlarım köprüyü geçerken Shaunee’yle Damien’in ne yiyeceğimiz –pizza mı? Sandviç mi? -konusunda çekiştiklerini duyabiliyordum.
“Seninle yürümemin bir sakıncası var mı?”
Erik’e gülümsedim. “Hayır. Ne de olsa alışığım.”
Bir kahkaha patlattı. Birlikte köprüye çıktık. Tam o anda arkamızdan, biraz uzaktan gelen “miyyavv” sesini duydum.
Erik’e “Sen yürü, ben yetişirim.” Dedikten sonra Philbrook’un bahçesine doğru birkaç adım attım. “Nala? Pisi pisi, pisi pisi…” Ve tahmin ettiğim üzere turuncu bir tüy yumağı çalılıkların arasından çıkıp sürekli söylenerek bana doğru yürüdü. Eğilip kedimi kucakladım. “Seni yaramaz kedi, seni. Eğer yürümekten hoşlanmıyorsan, sürekli peşime düşmekten vazgeçmelisin. Sanki bu gece yeterince sıkıntı çekmedin.” Kucağımda Nala’yla birkaç adım attım ama daha köprüye varmadan, Afrodit karanlığın içinden çıkıp karşıma dikiliverdi.
“Bu gece sen kazanmış olabilirsin ama bu iş henüz bitmedi.”
Beni gerçekten yoruyordu. “Benim bir şey kazanmak gibi bir derdim yoktu. Sadece bazı şeyleri düzeltmeye çalışıyordum.”
“Ve düzelttin, öyle mi?” Sanki biri onu takip ediyormuş gibi bakışlarıyla çevreyi kolaçan ediyordu. Bu gece burada gerçekten neler olduğunu bilmiyorsun. Sadece kullanılıyordun, hepimiz kullanılıyorduk. Bizler sadece kuklayız o kadar.” Öfkeyle yüzünü silince ağladığını fark ettim.
“Afrodit, aramızın böyle olması gerekmiyor.” Dedim.
“Evet, gerekiyor!” dedi. “Bizden oynamamızı istedikleri rol bu. Göreceksin… Göreceksin.” Ve hızla uzaklaşmaya başladı.
Birden, hafızamdan bir görüntü beklenmedik şekilde uyanıvermişti. Afrodit’i görüş sırasındaki haliyle hatırladım. Sanki o anı yeniden yaşıyormuşum gibi sesini duyuyordum: Öldüler. Hayır. Hayır. Olamaz. Bu doğru değil. Hayır! Bu doğal değil. Anlamıyorum… Ben… Sen biliyorsun… Dehşet dolu sesi kulaklarımda çınlıyordu. Elizabeth’i düşündüm. Elliott’u. Ve bana görünmüş olmalarını. Söyledikleri bana çok mantıklı gelmeye başlamıştı.
“Afrodit, bekle!” Omzunun üstünden bana baktı. “Bugün Neferet’in odasında gördüklerin… Gerçekten neyle ilgiliydi?”
Başını ağır ağır salladı. “Bu sadece başlangıç. Çok daha kötüleşecek.” Durdu, tereddütlüydü. Beş kişi, dostlarım, yolunu bloke etmişlerdi.
Onlara “Bir şey yok.” Dedim. “Bırakın gitsin.”
Shaunee ve Erin birbirlerinden uzaklaştılar. Afrodit sırtını dikleştirdi. Saçını arkaya attı ve dünyanın sahibi oymuş gibi kendinden emin bir edayla yanlarından geçip gitti. Köprünün üstünde uzaklaşmasını izlerken midem düğüm düğüm olmuştu. Afrodit, Elizabeth ve Elliott’la ilgili bir şey biliyordu ve ben eninde sonunda ne olduğunu öğrenmek zorunda kalacaktım.
“Hey.” Dedi Stevie Rae.
Oda arkadaşıma ve en yakın dostuma baktım.
“Her ne olursa olsun, bu işte birlikteyiz.”
Midemdeki düğümün çözüldüğünü hissediyordum. “Haydi, gidelim.” Dedim.
Dostlarımın arsında eve döndüm.

Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://vampirakademisi.forumdizini.net/
 
İşaret 29. BöLüm
Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
Gece Evi Serisi Buluşma Noktası :: Kitaplar :: İşaret-
Buraya geçin: